المرسلات

Mürselât

Gönderilenler

77. sûre · Mekkî · 50 âyet · İniş sırası: 33

Yazım
Mealler

Bir Arapça kelimeye dokunun: okunuşu, yapısı ve kökü açılır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkEsip de büküp devirenlere,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGerektiği şekilde ayıranlara,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkÖğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkÖzür yahut uyarı için,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkKi size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYıldızlar silinip süpürüldüğünde,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGök yarıldığında,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDağlar un-ufak edilip savrulduğunda,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkResuller vakte bağlandığında,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHangi gün için vakte bağlandılar?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkAyrım ve hüküm günü için.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkAyrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYalanlayanların vay haline o gün!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkÖncekileri helâk etmedik mi?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBiz, suçlulara işte böyle yaparız.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYalanlayanların o gün vay haline!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSizi basit bir sudan yaratmadık mı?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkOnu dayanıklı karargâhta tuttuk.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBilinen bir ölçüye/süreye kadar.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay başına o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDiriler bakımından da ölüler bakımından da.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkOrada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHaydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHaydi, üç çatallı gölgeye gidin!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkNe gölgelendirir ne alevden korur.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkKonuşamayacakları gündür bu!
  1. Yaşar Nuri Öztürkİzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkAyırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkEğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkTakvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkCanlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.
  1. Yaşar Nuri Öztürk"Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."
  1. Yaşar Nuri Öztürkİşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkOnlara, "rukû' edin!" dendiğinde rukû etmezler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVay haline o gün, yalanlayanların.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkArtık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?