الذاريات

Zâriyât

Savuranlar

51. sûre · Mekkî · 60 âyet · İniş sırası: 67

Yazım
Mealler

Bir Arapça kelimeye dokunun: okunuşu, yapısı ve kökü açılır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO tozutup savuranlara/o kırıp un-ufak edenlere,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO ağırlık taşıyanlara,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkVe din, şaşmaz bir olgudur.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkKi siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkKahrolsun o düzenbaz yalancılar,
  1. Yaşar Nuri ÖztürkKi onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSorarlar: "Ne zaman o din günü?"
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO gün onlar ateş üzerinde deneme ve elemeye tâbi tutulacaklardır.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkTadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkŞu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;
  1. Yaşar Nuri ÖztürkRablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak. Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGecenin pek azında uyumaktaydılar.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSeher vakitlerinde af dilemekteydi onlar.
  1. Yaşar Nuri Öztürkİhtiyaç sahibi için, yoksun için bir hak vardı mallarında onların.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBenliklerinizin içinde de. Hâlâ bakıp görmeyecek misiniz?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGöğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGeldi mi sana İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi?
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHani, İbrahim'in yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHemen ailesinin yanına gitti; semiz bir dana getirdi.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDanayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDerken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDediler ki: "Rabbin öyle buyurmuştur. Hüküm ve hikmet sahibi O'dur, en iyisini bilen de O'dur.
  1. Yaşar Nuri Öztürkİbrahim sordu: "Amacınız ne, ey elçiler?"
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDediler: "Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik."
  1. Yaşar Nuri Öztürk"Üzerlerine çamurdan taş atalım diye."
  1. Yaşar Nuri Öztürk"Rabbin katında, sınır tanımazlar için işaretlenmiş taşlar."
  1. Yaşar Nuri ÖztürkOrada, müminlerden kim varsa çıkardık.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkArtık orada, bir ev dışında, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan hiç kimse bulamıyorduk.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkAcıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;
  1. Yaşar Nuri ÖztürkMûsa'da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun'a gönderdik.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO tüm gücüyle/tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Bir büyücü yahut mecnun."
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkÂd kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkÜzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkSemûd'da da bir ibret var. Onlara şöyle denmişti: "Bir vakte kadar yiyip içip eğlenin."
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDaha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkNe kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkDaha önce de Nûh kavmini batırmıştık. Çünkü onlar da doğruluktan ayrılmış bir topluluktu.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkGöğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkYeri de biz döşedik. Ne güzel döşeyicileriz!
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHerşeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkAllah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
  1. Yaşar Nuri Öztürkİşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkArtık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBen, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkBen onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkHiç kuşkusuz, Allah Rezzâk'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metîn'dir, güçlü ve dayanıklıdır.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkŞu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.
  1. Yaşar Nuri ÖztürkO vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kâfirlerin haline!