الذاريات
Zâriyât
Savuranlar
Yazım
Mealler
Bir Arapça kelimeye dokunun: okunuşu, yapısı ve kökü açılır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Yaşar Nuri ÖztürkO tozutup savuranlara/o kırıp un-ufak edenlere,
- Yaşar Nuri ÖztürkO ağırlık taşıyanlara,
- Yaşar Nuri ÖztürkO kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,
- Yaşar Nuri ÖztürkO iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,
- Yaşar Nuri ÖztürkHiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.
- Yaşar Nuri ÖztürkVe din, şaşmaz bir olgudur.
- Yaşar Nuri ÖztürkYemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,
- Yaşar Nuri ÖztürkKi siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.
- Yaşar Nuri ÖztürkYüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.
- Yaşar Nuri ÖztürkKahrolsun o düzenbaz yalancılar,
- Yaşar Nuri ÖztürkKi onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.
- Yaşar Nuri ÖztürkSorarlar: "Ne zaman o din günü?"
- Yaşar Nuri ÖztürkO gün onlar ateş üzerinde deneme ve elemeye tâbi tutulacaklardır.
- Yaşar Nuri ÖztürkTadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!
- Yaşar Nuri ÖztürkŞu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;
- Yaşar Nuri ÖztürkRablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak. Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.
- Yaşar Nuri ÖztürkGecenin pek azında uyumaktaydılar.
- Yaşar Nuri ÖztürkSeher vakitlerinde af dilemekteydi onlar.
- Yaşar Nuri Öztürkİhtiyaç sahibi için, yoksun için bir hak vardı mallarında onların.
- Yaşar Nuri ÖztürkYeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.
- Yaşar Nuri ÖztürkBenliklerinizin içinde de. Hâlâ bakıp görmeyecek misiniz?
- Yaşar Nuri ÖztürkSizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.
- Yaşar Nuri ÖztürkGöğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.
- Yaşar Nuri ÖztürkGeldi mi sana İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi?
- Yaşar Nuri ÖztürkHani, İbrahim'in yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.
- Yaşar Nuri ÖztürkHemen ailesinin yanına gitti; semiz bir dana getirdi.
- Yaşar Nuri ÖztürkDanayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.
- Yaşar Nuri ÖztürkO arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.
- Yaşar Nuri ÖztürkDerken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"
- Yaşar Nuri ÖztürkDediler ki: "Rabbin öyle buyurmuştur. Hüküm ve hikmet sahibi O'dur, en iyisini bilen de O'dur.
- Yaşar Nuri Öztürkİbrahim sordu: "Amacınız ne, ey elçiler?"
- Yaşar Nuri ÖztürkDediler: "Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik."
- Yaşar Nuri Öztürk"Üzerlerine çamurdan taş atalım diye."
- Yaşar Nuri Öztürk"Rabbin katında, sınır tanımazlar için işaretlenmiş taşlar."
- Yaşar Nuri ÖztürkOrada, müminlerden kim varsa çıkardık.
- Yaşar Nuri ÖztürkArtık orada, bir ev dışında, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan hiç kimse bulamıyorduk.
- Yaşar Nuri ÖztürkAcıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;
- Yaşar Nuri ÖztürkMûsa'da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun'a gönderdik.
- Yaşar Nuri ÖztürkO tüm gücüyle/tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Bir büyücü yahut mecnun."
- Yaşar Nuri ÖztürkBunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.
- Yaşar Nuri ÖztürkÂd kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.
- Yaşar Nuri ÖztürkÜzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.
- Yaşar Nuri ÖztürkSemûd'da da bir ibret var. Onlara şöyle denmişti: "Bir vakte kadar yiyip içip eğlenin."
- Yaşar Nuri ÖztürkDaha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.
- Yaşar Nuri ÖztürkNe kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.
- Yaşar Nuri ÖztürkDaha önce de Nûh kavmini batırmıştık. Çünkü onlar da doğruluktan ayrılmış bir topluluktu.
- Yaşar Nuri ÖztürkGöğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.
- Yaşar Nuri ÖztürkYeri de biz döşedik. Ne güzel döşeyicileriz!
- Yaşar Nuri ÖztürkHerşeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.
- Yaşar Nuri ÖztürkO halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
- Yaşar Nuri ÖztürkAllah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
- Yaşar Nuri Öztürkİşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."
- Yaşar Nuri ÖztürkBunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.
- Yaşar Nuri ÖztürkArtık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.
- Yaşar Nuri ÖztürkHatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.
- Yaşar Nuri ÖztürkBen, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
- Yaşar Nuri ÖztürkBen onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.
- Yaşar Nuri ÖztürkHiç kuşkusuz, Allah Rezzâk'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metîn'dir, güçlü ve dayanıklıdır.
- Yaşar Nuri ÖztürkŞu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.
- Yaşar Nuri ÖztürkO vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kâfirlerin haline!