الحاقة
Hâkka
Gerçekleşen
Yazım
Mealler
Bir Arapça kelimeye dokunun: okunuşu, yapısı ve kökü açılır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Yaşar Nuri Öztürkel-Hâkka/geleceği kuşkusuz olan şey!
- Yaşar Nuri ÖztürkNedir o hâkka?
- Yaşar Nuri ÖztürkO hâkkanın niteliğini sana bildiren nedir?
- Yaşar Nuri ÖztürkSemûd ve Âd kâriayı/başa çarpan olayı yalanlamıştı.
- Yaşar Nuri ÖztürkBunun üzerine Semûd, bir doğal felaket ile helâk edildi.
- Yaşar Nuri ÖztürkÂd ise gürleyen sesle gelen rüzgârlı bir fırtınayla mahvedildi.
- Yaşar Nuri ÖztürkOnu, onların üzerine yedi gece-sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.
- Yaşar Nuri ÖztürkOnlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
- Yaşar Nuri ÖztürkFiravun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentler de aynı hataya vücut verdiler.
- Yaşar Nuri ÖztürkRablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.
- Yaşar Nuri ÖztürkSu azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,
- Yaşar Nuri ÖztürkKi onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.
- Yaşar Nuri ÖztürkSûra bir üfleyişle üflendiğinde,
- Yaşar Nuri ÖztürkYer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde,
- Yaşar Nuri Öztürkİşte o gün, olması gereken olmuştur.
- Yaşar Nuri ÖztürkGök yarılmıştır. O gün o, lime lime sarkmıştır.
- Yaşar Nuri ÖztürkMelek de onun kenarlarındadır. Rabbinin arşını, o gün onların üstündeki sekiz taşır.
- Yaşar Nuri ÖztürkO gün arz olunursunuz; hiçbir saklınız-gizliniz kalmaz.
- Yaşar Nuri ÖztürkÖz kitabı sağından verilen: "İşte kitabım, okuyun!" der.
- Yaşar Nuri Öztürk"Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."
- Yaşar Nuri ÖztürkArtık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.
- Yaşar Nuri ÖztürkYüksek bir bahçe içindedir.
- Yaşar Nuri ÖztürkDevşirilmesi kolaydır onun.
- Yaşar Nuri ÖztürkGeçmiş günlerde sunduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.
- Yaşar Nuri ÖztürkÖz kitabı sol taraftan verilene gelince o şöyle der: "Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi!"
- Yaşar Nuri Öztürk"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmemiş olsaydım."
- Yaşar Nuri Öztürk"Ah, ne olurdu, iş bitmiş olsaydı!"
- Yaşar Nuri Öztürk"Hiçbir işime yaramadı malım."
- Yaşar Nuri Öztürk"Sökülüp gitti benden saltanatım."
- Yaşar Nuri Öztürk"Tutun onu, derhal bağlayın onu!"
- Yaşar Nuri Öztürk"Sonra cehenneme sallayın onu!"
- Yaşar Nuri Öztürk"Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"
- Yaşar Nuri Öztürk"Çünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu."
- Yaşar Nuri Öztürk"Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu."
- Yaşar Nuri Öztürk"Bugün onun için burada bir sıcak dost yoktur."
- Yaşar Nuri Öztürk"Yıkananların atık sularından başka yemek de yoktur."
- Yaşar Nuri Öztürk"Ki o atık suyu sadece günahkârlar yer."
- Yaşar Nuri ÖztürkHayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,
- Yaşar Nuri ÖztürkVe görmediklerinize!
- Yaşar Nuri ÖztürkKi o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
- Yaşar Nuri ÖztürkBir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
- Yaşar Nuri ÖztürkBir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
- Yaşar Nuri ÖztürkÂlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.
- Yaşar Nuri ÖztürkEğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
- Yaşar Nuri ÖztürkYemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
- Yaşar Nuri ÖztürkSonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
- Yaşar Nuri ÖztürkSizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
- Yaşar Nuri ÖztürkGerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.
- Yaşar Nuri ÖztürkVe biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.
- Yaşar Nuri ÖztürkVe o, gerçeği örten nankörler/inkârcılar için tam bir hasrettir.
- Yaşar Nuri ÖztürkVe o, kesin bilginin tam gerçeğidir.
- Yaşar Nuri ÖztürkHadi artık, yüce Rabbinin adını tespih et!